23 Temmuz 2007

Değerlendirme: Yeni Zelanda & Fiji

Maori kadını Yeni Zelanda
Küçüklüğümde, ileriki yaşlarda bir yerlere göç edeceksem o göç edilecek ülkenin Yeni Zelanda olmasını tercih etmiştim hep. TV'de her gün Yeni Zelanda görmüşlüğüm, kitaplarda okumuşluğum da yoktu. Ama, kaynağı neredendir bilinmez / bilmem, içimde öyle bir hissiyat zuhur ederdi. Gidip görünce, diyorum ki: "haklıymışım, dünyanın en yaşanası -uygar- ülkesi Yeni Zelanda'dır, bir şekilde göç edesi olanlar varsa mesafeyi dert etmeyip buraya gitmelidir."
Avustralya'ya da benzer methiyeler düzdüğümün bilincindeyim. Normaldir, çünkü iki ülkenin yaşam tarzı açısından birbirinden hiçbir farkı pek yok. Y. Zelanda'nın artıları ise şunlar:

* Avustralya gibi -gereksiz yere- büyük değil.
* Doğal güzelliği (özellikle gidemediğim Güney Adası'nı öve öve bitirememişlerdi - Yüzüklerin Efendisi'ndeki doğa manzaralarını anımsayınız) Avustralya'nın toz topraktan ibaret ıssız çölleriyle mukayese kabul etmez.
* Aussie'ler (=Avustralyalı'lar) , ülkenin doğal sahipleri aborjinleri toplumdan soyutlamışken, kiwiler (=Y. Zelandalı'lar) kendi yerlileri olan maorileri yerlere göklere sığdıramıyorlar, onlarla barışık ve kaynaşık halde yaşayıp gidiyorlar.
Özet: Dünyanın en yaşanası ülkesi...
(****½)

Fiji
Fiji'yi görmek gerçekten çok tehlikeli. Bembeyaz kumsallarını, bilimum egzotik ada filmlerine evsahipliği yapan adalarını, kıyıdan 50m ileride bulunan akvaryum tadındaki mercan kayalıklarını, tüm yıl 30ºC civarında dolaşan ideal havasını, vur patlasın çal oynasın mutlu mesut yaşayan - bula'sını eksik etmeyen güzel insanını gördükten sonra insan her an "yahu, dünyadaki cennet burada, NKA (normal koşullar altında) topu topu 70-80 sene yaşayıp gideceksek trafiktir, iştir, strestir, ben oralarda ne diye harap ediyorum kendimi, ben en iyisi kavamı yudumlayıp şu palmiye altında uyumaya devam edeyim" diyebilir, hayatı sorgulayıp orada çakılıp kalabilir. Gerçi, kulağa da pek tehlikeli bir düşünceymiş gibi gelmiyor sanki...
Özet: Ölümden sonra cennete gidebileceksek, bana Fiji kadar bir yer yeter, ötesini istemem.
(*****)

RÖPORTAJ: Yapılacak geziler için ideal bir kaynak özelliğini taşıyan Gezi Yorumları sitesinin "Yoldan Çıkanlar" bölümünde bir yazım yayımlandı. Merak edenler şöyle buyursun:
Yoldan Çıkanlar - Cüneyt Güven

Aukcland Eski maorilerden kim kaldı... Mana Adası 1 - Fiji Mana Adası 2 - Fiji

İzmir

Etiketler: ,

18 Ocak 2007

Fiji Foto

Etekli Fiji Erkegi Malolo Adasi Kaldigim Mana Adasi - Sunset Beach Fiji Yengeci
Ogle Yemegi Malolo Lailai Adasi Fiji Halk Danslari Joe-Ben-Lisa - Umumi istek uzerine Reha Erus pozu ile
Tepeden Mana Adasi Fijili 3 kardes Monuriki Adasi - Cast Away filminin cekildigi ada Malolo Adasi - 2
Hindu Tapinagi - Nadi

Santiago - Sili

Etiketler:

15 Ocak 2007

Nihai mutluluk: Bula Fiji

Fiji'de, Tom Hanks'in Cast Away filminin çekildiği Monuriki Adası'na 5-10 mil uzaklıktaki Mana Adası'nda kaldım. Biliyorsunuz, adamcağız 5 sene o adada mahsur kaldı, harap oldu. Takdir edersiniz ki bizim adada da benzer şekilde teknolojik nimetler hak getire durumunda olduğu ve bir miktar da ben ense tabir edilen modda olduğum için siteyi anca güncelleyebiliyorum.
İçerdiği metaforlarla, "Biri Bizi Gözetliyor" türevi röntgenci garip televizyon programlarına yaptığı eleştirisel bakışla ve Jim Carrey'nin unutulmaz performansıyla favori filmlerin arasında yer alan Truman Show'da, Truman nihai mutluluk noktası olarak Fiji'yi görür, tüm film boyunca oraya kaçmak ister. Ben de o filmi gördüm göreli burasının ne menem bir yer olduğunu merak eder dururum.(-dum)
Truman, haklısın. Nihai mutluluk burada. İnsan, dünyada böyle bir cennet köşe varken diğer noktalarda biz hayatı niye heba ediyoruz diye düşünmüyor değil.
Mana Adası halkı bir gününü şöyle geçiriyor. Sabah 8 gibi kalkılıyor. Yüzün gözün açılması için, Bob Marley & Reggae tarzı pasifik halk müziği yayını yapan bir radyo açılıyor. Kahvaltı yapılıyor. Kahvaltı sonrası, hindistan cevizi toplanıyor. Bu esnada, metrelerce öteden geçen bir arkadaşa garip Fiji dilinde laf atılıyor, kinayeli bir gönderme yapılıyor. Karşı taraf altta kalmayıp lafı gediğine koyuyor. Herkes olan bitene gülüyor, yollarına devam ediyorlar. Ardından denize girip serinleniliyor. Öğle yemeği sohbet ve gülüşmeler arasında 2 saat kadar sürüyor. Yemeği fazla kaçıranlar, fazla değil birkaç metre ötedeki gölgelik bir alana kıvrılıp kestiriyorlar. Uyanınca devam eden sohbete tekrar katılıyorlar. Bu esnada, saatlerdir anadan doğma denizde oynaşan çocuklara "Yavrum, evladım" demek kar etmeyince, bakıyorlar olacak gibi değil, elbiselerle direkt denize giriyorlar, maaile eğleşiyorlar. Akşam yemeği öncesi morfin gibi ağız buran yerel içki kava içiliyor, güzelleşiliyor. Sanıyorum narkotik özellikler var bu içkide ki ağız derhal hissizleşiyor. Bir paket aldım, isteyene döndüğümde ikram edebilirim. Yemek yenip evlere gidiliyor. Hava kararınca, günün yorgunluğunu atmak üzere kumsal üzerindeki bara gidiliyor, yabancı turistlerle elele dans edilip rahatlanılıyor. Evlere gidilip yatılıyor...
Benim de hayatım pek farklı değildi açıkcası adada kaldığım 5 gün içerisine. Gece gündüz sıcak hava, gece gündüz hamam suyu deniz, sessizlik, palmiye ağaçlari, bembeyaz kumsal, topu topu 40-50 m açıktaki rengarenk balıkların cirit attığı resiflerde şnorkelle dolanmalar derken cennet yaşantısı geçti gitti.
Böyle bir yaşantının içinde ve daimi sıcak havada Fijililer doğaldır ki düşük gelirli olmalarına, Suva’daki gelgit yapan askeri darbeye, herhangi bir probleme aldırmıyorlar, mutlu güleryüzlü yaşayıp gidiyorlar.
Her geçen Fijili -istisnasız- "Bula" (Fijice merhaba) demeden geçmedi. Güzel insanlar, güzel hava, güzel deniz, güzel ülke. Hoşçakal Fiji! Umuyorum sana yine "bula" demek nasip olur.
(Not: Böylelikle seyahatin ikinci ayağı Okyanusya da bitmiş oldu. Şu anda 4,5 ay sürecek G. Amerika seyahatine başlamak üzere Auckland Havaalanı’ndayım. Az sonra Santiago’ya (Şili) uçacağım.)

Auckland - Yeni Zellanda

Etiketler: