08 Temmuz 2007

Değerlendirme: Tayland & Kamboçya

500 Baht ve Tayland Kralı Bhumibol Adulyadej (Rama IX)Tayland
Meleklerin şehri Bangkok, bembayaz kumsallar, Buda'nın ısrarla yan gelip yattığı tapınaklar akılda kalanlar.
(***½)

Kamboçya
Dünyanın en büyülü yeri Angkor'a ev sahipliği yapan yer...
(****)

İzmir

Etiketler: ,

13 Aralık 2006

Tayland & Kamboçya - Özet

Tayland İnsan: Hindistan'daki kadar olmasa da burada da satıcı tayfası zaman zaman can sıkıyor. Ancak, insanlar genelde güleryüzlü ve sevimli. Otobüs ve tren yolculukları yerel halkla konuşmak ve kaynaşmak için ideal yerler. Normal vatandaşlarla samimi sohbetler kurulabiliyor. Daha önceki ülkelerde de en güzel diyalogları hep tren yolculuklarında yakaladım.
Dil: Thai ve Kmerce kendine has karışık bir alfabe kullanıyor. Anlaşılacak gibi değil. Bana iki dil ve alfabe de aynı gibi geldi ama birbirlerini anlamıyorlar. Laos'a gitmedim ama dediklerine göre, Tayland ve Laos dilleri birbirlerine benziyormuş. (Laos deyince aklınıza şişiyle ünlü bir balığımızın geldiğini biliyorum. Ancak, bir konuyu aydınlatmak isterim. Ülkenin asıl adı aslında Lao! Fransızlar zamanında buralarda sömürgesel hareketlerde bulunurken sona koydukları ama okumadıkları gereksiz s harflerinden birini de Lao'nun sonuna koyup ortalığı karıştırmışlar, sonra da çekip gitmişler. Lao, Laos olduğuyla kalmış) Thai vurgulaması bir garip. Sondaki sesli harfi uzatabildikleri kadar uzatıyorlar. Özellikle hanımlar sürekli ağlamaklı bir tonda konuşuyor.
Selamlaşma: Tayland'da "wai" denen iki elin birbirine kavuşturulması şeklinde bir selamlaşma yaygın. Bunu hem Buda'yı selamlarken hem de birbirlerini selamlarken kullanıyorlar. Yabancılar da halkla kaynaşalım diye wai yapıyor ama sanırım birşeyler eksik kalıyor, pek onlarınkine benzemiyor. Ben polemiğe girmedim, bildiğimiz el sıkması yönünde tercihimi kullandım.
Vize: Sağolsun, kardeş ülke Tayland bizden vize istemiyor. Kamboçya'dan Tayland'a geri gelirken sınırda Çek kız yanıma gelip Tayland vizesi için bir haftadır Phnom Penh'de beklediğinden, vizeyi çok zor aldığından dem vurup benim de zorlanıp zorlanmadığımı sordu. Kendisine "ben Bangkok Havaalanı'ndan elimi kolumu sallaya sallaya girdim, şimdi karadan da gönlümce giriyorum, ne vizesi?" dercesine kafamı sağa sola sallayarak gururla "benim vizeye ihtiyacım yok" dedim. Çok da sık karşılaşmadığımız bir durum. Çek Cumhuriyeti gibi bir AT ülkesine (ki kendisi güzel bir ülkedir, ancak daha önce yaptığım üç günlük gezi için toplam üç günlük vize vermesi sebebiyle güzel olduğu kadar küstahtır da) vize istenirken bizden istenmemesi karşısında kendimce kısa fakat keskin bir keyif yaşadım. (Bkz: İç yağların erimesi sendromu)
Kamboçya ise herkesten vize istiyor. İşi iyice yüzsüzlüğe ve yolsuzluğa vurmuş sınırdaki Kamboçyalı gümrük memurları 1000 baht (28 USD) almadan vizeyi vermiyorlar. (Normal ücret: 20 USD) Ya benim yapmadığım gibi 20 USD verip vizeyi Bangkok'tan almalı ya da gümrük memurlarının Kamboçya sahillerinde yaptırdıkları yazlığın sundurması veyahut yakında alacakları son model arabanın şpoyleri de bizden oluversin deyip olaya göKambocyaz yumulmalı.
Yemek: Ya damak tadı alıştı ya da sonradan düzgün yemekleri buldum ki sonradan sevdim. Güzel!
Vietnam, Lao, Myanmar (Burma-Birmanya), Malezya, Filipinler, Singapur, Endonezya ve Brunei gibi daha görülecek birçok yeri göremeden GD Asya’dan ayrılıyorum. Ancak ne yapıp ne edip en azından Vietnam'ı ve Lao'yu en kısa zamanda görmeyi umarak Avustralya'ya hereket ediyorum.

Sydney - New South Wales - Avustralya

Etiketler: ,

Kamboçya & Tayland - Son günler

Sihanoukville'de 35ºC hava ve 30ºC deniz suyu sıcaklığında gevşemenin ardından cumartesi sabah erken saatlerde Tayland'a geri dönmek üzere yola çıktım. Minibüsümüz Laz fıkrası modundaydı: Bir Türk, iki Norveçli & bir Çek kız, hippi bir İngiliz adam, yaşlı karı koca Danimarkalılar, Amerikalı adam ile Taylandlı karısı ve Kamboçyalı şöför! Hindistan'daki kadar olmasa da zelzeleli bir yolculuktan sonra sınırı geçip Tayland'a girdik. Tekneyle de bu sınırı geçmek mümkün ama ben karayolunu tercih ettim. Gerçi, 3 kayığın üzerine eklenmiş sal ve suda el yordamıyla sağa sola oynatılarak hareket sağlayan pancar motorundan ibaret iptidai feribotla 4 defa nehir geçerek tekne keyfini de yaşamış olduk! Ben Bangkok'a dönmeye niyetliydim, ancak herkesin Ko Chang'a gidiyor olması benim de aklımı çeldi ve fıkra güruhu ile birlikte kendimi Ko Chang'ta (Fil Adası) buldum. Güney sahillerininin daha da güzel olduğunu tahmin etmekle birlikte, Ko Chang - Lonely Beach'in cennetten bir parça olduğunu söylemek isterim. Sonrasında, yolumun üzeri olması ve ne menem bir yer olduğunu görmek amacıyla Pattaya'ya uğradım. Pattaya'da gördüklerim: Emre amade Taylandlı gençler (her cinsten), bu saatten sonra teneşir paklamasına ihtiyaç duyan 70 yaş üstü Avrupalı dedeler, "kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela" çeşitli 3. dünya ülkesi gençliği ve bol miktarda yurttan sesler! 2 aylık gezide şimdiye kadar gördüğüm Türk sayısı:
Hindistan: 1 milyarlık ülke - 3 hafta : 0
Nepal: 2 hafta : 0 (Karşılaştığım kişilerden daha önce Türk turist gören eden : 0)
Hong Kong: 0
Japonya: 0
Tayland: (son gün hariç) Güney sahillerine gelmiş 3 Fethiyeli genç turizmci
Kamboçya : 0
Pattaya: (son gün - 3 saat) : Sanayideki işini kalfasına bırakıp soluğu burada almış 50-60 adet Türk girişimci. Türk ziyaretçi sayısı her daim yüksek olacak ki Meeting Street denen ana caddede bir adet dönerci de var. Girişte de "A la turca" adlı bir bar gördüm.
Ülkemizdeki turizm anlayışına şapka çıkartarak 3 haftalık GD Asya gezime son noktayı koydum.

Olum tarlalari aniti - Phnom Penh Toplu mezardan cikan 9500 kisiden bazilari - Olum tarlalari - Phnom Penh Tuol Sleng hapisanesi - Phnom Penh Nehir kenari - Phnom Penh
Zafer aniti - Phnom Penh Sihanoukville sahilleri - Kambocya Gunbatimi - Sihanoukville Iptidai feribot - Kambocya Nehir kenari evler - Kambocya Ko Chang - Lonely Beach - Tayland Wai olayi Pattaya Thai Box - Muai Thai

Sydney - New South Wales - Avustralya

Etiketler: ,

03 Aralık 2006

Tayland-Kambocya Hatti

Öncelikle biraz havadan sudan bahsedeyim. Su bildiğimiz su. Ama hava bildiğimiz hava değil. Daha doğrusu hava bildiğiniz gibi değil. Feci derecede sıcak ve nemli. Sıcaklık 35 C`nin üzerinde. Bağıl nem sanırım %100`e yakın. Tamam, enlemdir boylamdır, anlıyorum; ancak kuzey yarımküredeki bir yer öyle ya da böyle Aralık`ta bu kadar sicak olmaz ki.
2 gün kuzeydeki Kuzey Tayland`daki Chiang Mai`daydım. Bangkok`a göre küçük , sakin ama eğlenceli bir kent. Bangkok İstanbul`sa, Chiang Mai İzmir gibi diyebiliriz. Kuzeyinde "altın üçgen" denen Tayland-Laos-Burma sınırlarının kesiştiği nokta popüler bir yer ama oraya gitme şansım olmadı. Şehrin içindeki tapınaklarda bulunan yatan Buda heykellerini, krala ithafen yapilmis devasa cicek fuarini ve eğlenceli gece hayatını gözlemledim.
Tapınaklarda Buda değişik hallerde karşımıza çıkabiliyor. Kah bağdaş kurarken, kah dikilirken, kah uzanıp yatarken. Doğal olarak en çok şu yatan figür dikkatimi çekti. Hareketin ardında "Bugüne bugün koskoca Buda’yım, kim ne karışır, yeri gelir, yan gelir yatarım" gibi bir düşünce var gibi görünse de, araştırmalarım sonucu konunun öyle basit olmadığı anlaşıldı. Her figürde Buda farklı bir uğraş içerisinde. Örneğin avucunu bize yönelttiği bir figürde kötülükleri kovuyor; bağdaş kurduğu pozisyonda ise meditasyon yapıp nirvanaya ulaşmaya çalışıyor. Uzanıp yattığı durumda ise nihai mutluluğa, aydınlanmaya yani nirvanaya ulaşıyor(mus).
Buda`yı nirvanasıyla başbaşa bırakıp Bangkok`a döndüm. Yeni Zellanda vizemi almamı muteakiben merkezdeki Jim Thompson isimli enteresan bir karakterin evini gezdim. Şahıs aslen ABD`li bir mimar olup, 2. Dünya Savaşı`ndan hemen sonra Tayland`a gelip ipek ticaretine başlıyor. Ardından, zengin olup Bangkok`un göbeğinde, Thai mimarisine uygun olacak sekilde estetiğin ne olduğunu öğretir bir ev yaptırıyor. Gel gör ki, 1967`de Malezya`da tatildeyken sırra kadem basıyor. Bangkok`a gelenlere bu evi görmelerini tavsiye ederim.
Bir günlük Bangkok duraklamasının ardından uzun bir yolculuktan sonra Siem Reap`e, Kamboçya`ya gelmiş bulunuyorum.

Buda - Yatmaya devam Jim Thompson HouseEvi Gece - Chiang Mai Yasli kurtlar - Chiang Mai

Cagin hastaligina yakalanmis genc bir budist rahip - Wat Phrathat Doi Suthep - Chiang Mai Cim fil - Kraliyet Cicek Fuari - Chiang Mai Turk bahcesi (Arka plan: Turk bahcesi sever Taylandli liseli kizlar ve budist rahip) - Kraliyet Cicek Fuari - Chiang Mai Siam Paragon Center - Bangkok Siam Reap yolu - Kambocya

Siem Reap - Kambocya

Etiketler: ,

28 Kasım 2006

Siyam ellerinde

Wat Phra Kaew - Bangkok Siyam topraklarının başkenti Bangkok'dayım. Bangkok (Taylandlılara göre Krung Thep : Melekler Şehri) insanın ne ararsa bulabileceği, hareketin hiç bitmediği bir şehir.
Eylül ayında ülke tarihinin 20. darbesi gerçekleştiğinde buraya gelme konusunda biraz tereddüt duymuştum, ama halk darbeleri öyle kanıksamış ki gündelik hayat zerre etkilenmemiş, yaşam tüm hızıyla sürüyor.
Tayland'ı Türkiye'ye benzettim. (Gittiğim her ülkeyi Türkiye'ye benzetmeye başladım. Vatan özlemi artmaya başladı anlaşılan.) Ekonomik güçleri ya da güçsüzlükleri, hayatın her tonunun kazasız belasız aynı yerde aynı anda yaşaması fazlasıyla Türkiye'yi anımsatıyor.
Taylandlılar krallarını hastalık derecesinde seviyorlar. Daha uçaktan iner inmez -bismillah- başlayan "Çok yaşa kral" ibareleriyle, şehirde adım başı rastlanan bol çiçekli saygı köşeleri ve hatta gökdeleni boydan boya kaplayan dev posterlerle her yerde, her şeyde kral. Wat Phra Kaew
Sanırım evde yemek yapma konusunda bir sıkıntıları var. Sabah akşam demeden, çoluk çocuk maaile herkes sokakta yemek yemekte. Ancak, Tayland yemekleri konusunda Çin ve Japon yemeklerine verdiğim olumlu notu veremeyeceğim. Birileri, salataya ve makarnaya şeker yerine tuz konulmasının daha yerinde bir hareket olacağını onlara söylemeli. (Bildiğimiz işkembeyi görünce midesi kalkanların selameti için yakından baksam da ne olduğunu anlayamadığım kızarmış küçük hayvancıkların ve kendi ekseni etrafında hızla çevrilmek suretiyle pişirilen yavru domuzcuğun (süt domuz) resmini göndermiyorum.)
Gece hayat daha da renkleniyor. Özellikle Patpong'un çok hareketli olduğunu söylemeliyim. Hareketin ne yönde olduğunu yine sizin engin tahmin ve araştırma gücünüze bırakıyorum. AyutthayaBunun haricinde Bangkok'dan ziyade Londra'nın bir banliyösü görüntüsünü veren, anglosakson gençliğin işgali altındaki Khao San yolu da gecenin hiç bitmediği yerlerden. (İngiltere'de yaşayan 18-25 yaş arası İngiliz var mı diye ciddi şekilde meraklanmaya basladim... Hindistan, Nepal, Tayland her yerde, hep İngiliz gençler.)
Yakın mesafedeki antik şehir Ayutthaya ve David Lean'in unutulmaz filmiyle tanıdığımız Kwai Köprüsü'ne gittim. Bu akşam kuzeydeki ülkenin 2. büyük kenti Chiang Mai'e gidiyorum. Yeni Zellanda vizesi için büyükelçiliğe bıraktığım pasaportumu alır almaz Kamboçya'ya, merakla beklediğim Angkor Wat'a gideceğim.
Kwai Koprusu Kral sevdasi Yerel Halk Danslari Yatan Buda - Wat Pho - Bangkok Wat Arun - Bangkok Cocuk - Ayutthaya Yolu Genc rahipler - Wat Pho - Bangkok Th Khao San - BangkokDarbe karsiti gosteri - Sanam Luang - Bangkok

Etiketler: