03 Temmuz 2007

Değerlendirme: Hindistan & Nepal

GaneşaGeleli 1 hafta oldu. Hoşbulduk, hoş gördük. Havaalanında beni Lincoln'vari şekilde karşılayıp duygulanmama sebep olan yakınlarıma, mailleriyle ve telefonlarıyla aynı şekilde iyi niyetlerini esirgemeyen herkese teşekkürlerimi bir borç bilirim. Sağolun...
Akşam nerede uyuyacağını bilmek, Türkçe konuşmak ve duymak, bildik ettik insanlarla muhatap olmak, üçlü sofada yan gelip yatarak Lost'un 3. sezonunu seyretmek gibi sıradan gibi görünen, lakin değeri ancak uzaklarda anlaşılan nimetlerle yerleşik hayata alışma sürecimi hızlandırma gayretindeyim. Sürecin de gayet hızlı ilerlediğini söyleyebilirim; 10 gün önce gitmiş, 1 hafta önce de dönmüş gibiyim. Buralar hiiç değişmemiş, anlaşılan ben de pek değişmemişim ki kaldığımız yerden devam ediyoruz...
"Neler yapmıştım, nereleri görmüştüm" diye şöyle bir geçmişe bakarken ülkeler hakkında değerlendirme yapasım, yayınlamadığım resimlerle ve filmlerle süsleyesim geldi... Hindistan ve Nepal'den başlamak üzere, şöyle buyrunuz...

Hindistan
Enteresandır, eşe dosta başımdan geçenleri anlatırken neredeyse anlattığım tüm hikayelerin Hint kaynaklı olduğunu fark ettim. Acemileğime geldiğinden midir, yoksa hakikatten bu denli absürd yer olduğundan mıdır, Hindistan'daki her anım bir mücadeleydi. Bir yerden, bir şeyden aynı anda hem nefret etmek hem de o şeye hayran olmak mümkün mü diye merak edenlere bundan sonraki tatillerinde Hindistan'ı hedef gösteriyorum.
17. yüzyıl ve öncesinden kalan harika yapıları ve her daim koklanabilen mistik atmosferi sebebiyle *****; İngilizler'in gelmesinden sonra derhal kendilerini koyvermeleri ve gitmelerinin üzerinde 60 yıl geçmesine rağmen koyvermişliği ısrarla sürdürmeleri, her turisti yolunacak kaz olarak gören edepsiz satıcıları, böylesine büyük bir potansiyeli değerlendiremeyip ortalığı bu akbabaların eline bırakan beceriksiz devleti, pisliği, ızdırabı sebebiyle SIFIR. Ortalama 2.5.
(** ½)

Çamaşır yıkayan kadınlar (Udaipur) Yol kestirmesi (Jaipur-Acmir Yolu) Gorakhpur Tren İstasyonu Bilet Gişesi Şirin sakin bir Hint kenti: Gorakhpur

Nepal
68 ruhunu yaşabileyeceğiniz huzurlu başkenti Katmandu'suyla, bakmaya doyulmayan - doyulamayacak- güzeller güzeli yüce Himalayalar'ıyla, bunların hemen dibindeki -bir ülke bu kadar da kompakt olmaz ki canım- dedirten Chitwan Milli Parkı'yla, iyi niyetli güzel insanıyla harika bir rotaydı.
(****)

Nepalli adamlar - Durbar Meydanı (Katmandu) Tapınak (Patan) Bouddhnath (Katmandu) Tapınak önünde dinlenme (Bhaktapur)

Önceden izlememiş olanlar veya bir daha izlemek isteyenler için Hindistan ve Nepal filmleri:

İzmir

Etiketler: ,

21 Aralık 2006

2 film birden

Cairns'deyim. Yarin mercan kayaliklarina yapacagim tuplu dalisin heyecani icerisindeyim. Ancak, bu arada bos durmadim. Sessiz sedasiz giden siteye ses ve seda getirmek amaciyla 2 adet film hazirladim. Yolculugumun ilk iki ulkesi Hindistan ve Nepal filmlerini asagidaki linklerden izleyebilirsiniz.

Hindistan-Film Nepal-Film

Cairns - Queensland - Avustralya

Etiketler: ,

27 Ekim 2006

Hindistan - Ozet

İlk planda Hindistan'da fazla oyalanmamayı düşünüyordum. Ama onca olumsuzluğuna rağmen 2 hafta ayrılamadım. İste gözlemlerimin özeti:
Din: Vesileyle ufak çaplı bir infial yaratan inek konusunu aydınlatayım. En yaygın din Hinduizm. Müslümanlık, Hristiyanlık ve Sihlik onu takip ediyor.
Hinduizm'de Brahman adı verilen mutlak güç ve 3 ana tanrı temel teşkil ediyor: Brahma (yaratıcı), Vişnu (koruyucu) ve Şiva (yokedici). Bunun haricinde Şiva'nın oğlu fil kafalı Ganeşa da önemli tanrılar arasında.
Gelelim ineğe. Her tanrının bir binek hayvanı var. Brahma kuğuya, Vişnu Garuda'ya (kartalımsı hayali bir yaratık) ve Şiva da öküze biniyor. Şiva?ya ayrı önem veriyorlar. Dolayısıyla Şiva?nın binek hayvanı olması sebebiyle ve ayrıca soyun sürmesini temsil ettiği için inek/boğa onlar için kutsal. Ganeşa'nın da bineği fare(!). Dolayısıyla fare de kutsal sayılıyor. (Bkz. Fare Tapınağı - Rat Temple)
Sihlik 15. yüzyılda Guru Nanak hinduizmdeki kast sistemini adaletsiz bularak tek tanrılı yeni bir din kuruyor. 10 temel guruya (kelimenin de geldiği yeri öğrenmiş olalım) hürmet ediliyor.
Yeme-İçme: İç açıcı değil. Hint mutfağı genel olarak şöyle özetlenebilir: Acılı bakliyat eşliğinde gözlemegiller. Samosa denilen üçgen pişi, dosa-kulcha denilen katmerler kendime yakın hissettiğim yiyeceklerdi. Paan isminde yaprakla beraber çiğlenilen kırmızı obje tüm Hintlilerin ağız ve diş yapısını kıpkırmızı etmiş. Ancak, yemek sonrası denendiğinde ferahlık veriyor, hoşa gidiyor. Bulan kaçırmasın derim.
Spor: = Kriket.
Pislik-Koku: Her yer net olarak pis. 16. ve 17. yüzyılda bunca güzel ve naif yapıyı yapan halk nasıl olmuş da 3-4 yüzyılda bunca kabalaşmış ve pisleşmiş merak ediyorum. Hasta etmediği sürece idare ediliyor. (Bu arada, ziyadesiyle zorlamama ve alışık olmadığı pislik ve absürd yemek rejiminde 2 hafta kalmasına rağmen dirayet gösteren, yılmayan ve beni yarı yolda bırakmayan bağışıklık sistemime teşekkürlerimi bir borç bilirim.)
Trafik: (yine) Sürücülerin genel hissiyatı şehiriçinde "kaosu mutlak kılma arzusu" iken, şehirlerarası yollarda bu "intihari eğilim"e dönüşüyor. Tehlike fark edildiğinde yavaşlamak yerine kornaya basılıyor. "Hedef"e sabit hizla gelindiğinde geçecek yer varsa oraya bir sekilde sığılıyor, yoksa son anda durup kornaya non-stop basılarak trafiğin açılması umuluyor. Trafikteki derin problemi saptadıktan sonra nihai cozumunu de bulmus durumdayim: Hindistan'da kornanın frene bağlanması zorunlu kılınsın! Böylelikle kornaya basan sürücü zorunlu olarak yavaşlayıp tehlike yaratmayacaktır. Ya da yavaşlamak istemeyen sürücü en azından kornaya basmamış ve gürültü kirliliği yaratmamış olacaktır. Hindistan Trafik Başmüdürlüğü değerlendirir, değerlendirmez -bilemem-. Kendi menfaatlerinedir. Benim yolum Allah bilir bir daha ne zaman Hindistan'a düşer.

Zorlu Hindistan etabından sonra şimdi Nepal'deyim. Öncelikle biraz kendime gelmeyi planlıyorum?

Katmandu - Nepal

Etiketler:

Bu nasil tapinmak!

Khajuraho Khajuraho'yu İzmir'deyken Varol'un attığı "Bu nasıl tapınak, bu nasıl tapınmak!" başlıklı e-mail'le öğrenmiştim. Erotikten öte olarak tanımlayabileceğimiz birçok figürü barındıran onlarca granitten oyma tapınak MS 1000 civarında Çandela hanedanlığı tarafından yaptırılmış. Niçin erotik figürlerin kullanıldığı konusu muamma. Tapınakta öğrenim gören öğrencilerin ileriki hayatlarına hazırlık olması için böyle bir yola gidildiği söyleniyor. 1000 sene öncesi için böylesine yaratıcı bir cinsellik anlayışı gerçekten şaşırtıcı. (Detay fotograflarini sizin yuce arastirma kabiliyetinize birakiyorum.) Varanasi - Olu yakma toreni
Bütün trenlerin dolu olması sebebiyle tüm omurlarımın kucaklaştığı bir otobüs yolculuğundan sonra Varanasi'ye vardım. Şiva'nın kenti Varanasi, hinduların en kutsal kenti. Ganj kenarında kurulmuş. Ganj Nehri, onlar için büyük bir önem taşıyor. Garuda'nın (açıklayacağım) pençelerinden akan sudan oluştuğuna inanılıyor. Ondan "Ganj Ana" diye bahsediliyor. Ölülerini yakıp ona atıyorlar, içinde yüzüyorlar, çamaşırlarını yıkıyorlar, akşamları kenarında şenlikler Varanasi - Inekdüzenliyorlar, vb. Adeta nehirle yekvücut yaşanan bir hayat var. Aslına bakılırsa nehir pisten de öte. Normalde sudaki maksimum kolibasili/100 ml seviyesi 500 olması gerekirken Ganj'da bu sayı 1.5 milyon! Anlaşılan hindular onu bu haliyle de seviyor. Varanasi'nin kalbi nehir kenarındaki gatlarda atıyor. En büyük gat Dasaswamedh Gat'ı. Ancak her gatta ölü yakılmıyor. Yalnızca 2 tane gatta bu işlem uygulanıyor: Harishchandra ve Manikarnika... Manikarnika'da bir ölünün A'dan Z'ye yakılmasını 3m ötesinden izledim. Proses, alışık olmayan bizler için tüyler ürpertici gelebilir ama onlar için doğal olarak gayet sıradan bir olay. Önce, yaşına ve cinsiyetine göre bir farklı bir giysi giydirilmiş ve Ganj'da ıslatılmış ceset istiflenmiş kütüklerin üzerine yatırılıyor. Üzerine bir kat daha kütük konuyor. Saçlarını kazıtmış ve ihrama benzer bir elbise giymiş yakını (muhtemelen oğlu) kütükleri bizzat yakıyor. Ceset, yaklaşık bir saat içinde tamamen küle dönüyor. Yanma safhaları hala gözümün önünde, sanırım uzunca bir süre de orada kalacak. Varanasi - Gunbatimi
Varanasi - Gat kenari aksam eglenceleri






Katmandu - Nepal

Etiketler:

22 Ekim 2006

Son bir haftada olan biten

Son 7 günde 4'ü gece yolculuğu olmak üzere 3000 km yol yaptıktan sonra erotik figurlu tapinaklariyla unlu Khajuraho'ya ulaştım. Neler oldu, kısaca özetleyeyim.
Udaipur'dan ayrılıp Jaipur'a geldim. Jaipur'daki ilk günümde şehir dışındaki kutsal mekanları görmeye karar verdim. Önce müslümanlarca kutsal olan Acmir'e, sonra hinduların kutsal mekanlarından Puşkar'a gittim. Acmir, -ismi size yabancı gelmeyecek- Dargah adında bir külliyeye sahip. Enteresan olan şudur ki yalnızca müslümanlar değil, hindular da buraya gelip dualar ediyor, yakarışlar da bulunuyor, ibadet ediyor. Önümde oldukça içli bir tonda haykıran Puskar'da gunbatimiHindu kızın derdinin ne olduğunu anlayamadan oradan ayrılıp 30 dk ötedeki Puşkar'a geçtim.
Puşkar'da kendimce gatları (su kenarındaki merdiven) dolaşırken bir hindu rahip yanıma apansız yaklaşıp beni, annemi, babamı, abimi ve olmayan kızkardeşimi elindeki bir takım materyali (boya, pirinç, iplik, vb) kullanarak hinduist felsefe ışığında kutsamaya başladı. 5 dakikalık mini ayinin sonunda, bazı Amerikalı ve Avrupalı turistlerin bu kutsama için 500 ila 1000 USD bağışladığını(!), benim de istersem buna yakın bir meblağda bağış yapabileceğimi söylemesine 100 Rupi (3 YTL) ile cevap verince Namargarh Kalesi'nden Jaipurortaya çıkan tatsızlığı kısa sürede ekarte edip tekrar yoluma koyuldum. Göl üstünde batan güneş oldukça etkileyici manzaralar sunuyor.
Sonraki gün Jaipur'u gezmeye karar verdim. Trafik konusunu acip zorla toparladigim sinirlerimi tekrar yormak istemiyorum. Ancak, Serkan'in link verdigi trafik filminin eger Jaipur'da cekildiyse muhtemelen sokaga cikma yasaginin oldugu bir gun, sabah 6 sularinda cekildigini dusundugumu soylemekle yetinecegim. Govind Devji adlı Hindu tapınağıyla başladım. Kalabalik bir ayine denk geldim şans eseri. Rengarenk elbiseli kadınlar bir anda yerlerinden kalkıp bağırmaya başlıyorlar, sonra sırayla üç büyük tanrının heykellerine doğru yiyecekler ve para fırlatılıyor. Bu enteresan Amritsar'da 2 yasli sihHindu merasimine yakın temas gösterirken, başka bir Hindu kardeşimizin de dışarıda bırakılması zorunlu olan sandaletlerime (Kinetix) aynı süre zarfında yakın temas etmesine engel olamadım. Oradaki binlerce ayakkabı, sandalet, vb arasından benimkinin beğenilmiş ve tercih edilmiş olması elbette Türk sandaletçilik endüstrisi için gurur verici, ama yine de hoş olmadı tabii. Velhasıl, artık Hint yapımı bir sandaletim var. Ismi itibariyle Jantar Mantar ilgi cekici bir yer olmakla beraber, kendisi de oldukca enteresan. Jai Singh II isimli bir mihrace savasla ugrasmak yerine kendini Delhi'de temizlige cagriastronomiye adiyor. En buyugu Jaipur'da olmak uzere 5 tane Jantar Mantar (rehberin verdigi bilgiye gore calis ve uygula anlamina geliyor) var. Garip sekilli devasa yapilarin her birinin astronomik bir anlami var. Koca ucgen bir bina saniye bazinda saat olcmeye yariyor, misal. Tam olarak kuzey-guney dogrultusunda ve Jaipur'un paraleli olan 27' aci ile insa edilmis. Baska bir tanesi o andaki burcu ve hatta yukselen burcu gosteriyor. Yapildigi 1700'lu yillar icin buyuk basari. Yüksekçe bir tepedeki şehre hakim Nahargarh kalesiyle günü tamamladım. Bunun haricinde Hawa Mahal ve Şehir Sarayı ilgi çekici daha önce belirttiğim gibi ama yine de akıl sağlığının selameti için bu şehre gidilmesi sakincali. Yeni Delhi IstasyonuAslina bakilirsa Delhi'yi es gececektim. Ancak baskent de muhakkak gorulmeli diyerek rotami buraya cevirdim. Tipik bir bassehir. Ama duzenli ve gordugum en temiz sehir. Indira Gandi'nin olduruldugu yeri ve Mahatma Gandi'nin yakildigi Raj Ghat'i gorme firsatim oldu.
Ve Amritsar... Sihlerin merkezi olan Altın Tapınak (Harimandir Sahib) burada. Sihler beni Hindu'lara göre çok daha fazla etkiledi. Tapınak başlı başına bir olay. Büyükçe bir göletin içine yapılmış ve söylenildiğine göre kubbesi altın kaplı. Oldukça mistik bir tonda okunan Pencabi (Hintçe'nin Pencap'ta konuşulan diyalekti) ilahiler sürekli megafonla ortama veriliyor. Kutsal sayılan su içildikten sonra kenara konan metal tasların sesi bu ilahiye karışıyor. Net olarak söylemeliyim ki Hindistan'ın sembolü Tac Mahal değil burası olmalı. Şu ana kadar gördüğüm en güzel yapıydı Altın Tapınak. Sonrasında Pakistan sınırında her akşam yapılan sınır kapatma seremonisine gittim. Milletlerarası bir törenden Altin Tapinak - Aileziyade ortaokul voleybol müsabakalarını andıran bu olayda öncelikle her ülkenin taraftarları kendi sınırlarındaki oturma alanlarına yerleşip ülkeleri adına tezahüratta bulunuyor. Başçığırtkan "Hindustan" diye bağırıyor, izleyiciler karşılık veriyor. Pakistan tarafında da benzer şeyler? Eline Hint bayrağını alan bir fedai kapıya doğru koşup bayrağı sallıyor. Hemen ilerisindeki Pakistanlı taraftar kendi bayrağını frekansı 2 kat fazla olacak şekilde sallayarak karşılık veriyor. Sonrasında oldukça enteresan figürler eşliğinden bayraklar eşzamanlı gönderden indiriliyor, el sıkışılıyor, helallesiliyor ve kapi kapaniyor...
Tac MahalArdindan Agra'ya gectim. Agra Kalesi ve Tac Mahal'den gayri pek birsey yok. Bu sabah gun dogarken Tac Mahal'deydim. Allah'in emri babinda cekilmis fotomu ekte sunuyorum.
Anlatilmaz yasanir turden 6 saatlik bir otobus yolculugundan sonra Khajuraho'ya varmis bulunuyorum. Yarin Kamasutra'nin derinliklerine inip Hindistan'daki son duragim Varanasi'ye dogru yollanacagim. Hepinizin bayramini tekrar kutluyorum.
(Inek konusunu Ganj kenarindaki bir internet kafeden aydinlatip ekstra karma edinmeyi planliyorum.)

Acmir - Dargah - Yasli MuslumanAmritsar - Altin Tapinak Amritsar - Altin Tapinak Acmir - Dargah - Cicek Saticisi






Khajuraho - Madhya Pradesh - Hindistan

Etiketler:

20 Ekim 2006

Pakistan sinirindan hepinize iyi bayramlar

Hizli bir kosusturmadan sonra Pakistan sinirindaki Amritsar'a geldim. Az sonra Tac Mahal'in bulundugu Agra'ya dogru yola cikiyorum. Simdiden hepinize iyi bayramlar diliyorum.

Amritsar - Pencap - Hindistan

Etiketler:

17 Ekim 2006

Kaosun bassehri: Jaipur

Bombay'in trafigine sarf ettigim her kotu soz icin ozur diliyorum. O zaman Jaipur'u gormemistim. Burayi iki kelimeyle ozetleyin derlerse sunu soylerim: Mahseri kaos! Trafigi su sekilde tarif edeyim: 3 m eninde bir yol dusunun. Yine arabalar, bisikletler ve rickshaw'lar (2 kisiyi tasiyabilecek sekilde duzenlenmis acik triportor) binlerce korna sesi esliginde yine tegetsel sekilde ilerlesin, aralarda Kemeralti kalabaligina yakin bir insan guruhu oradan oraya firlasin, bu kaosun icine bol miktarda inek ve hatta zaman zaman domuz ekleyin. Alin size Jaipur trafigi. Inanilasi degil! Evet, Sehir Sarayi, Jantar Mantar, Hawa Mahal mukemmel yerler. Ancak burayi guzel bir yer olarak hatirlamam icin hafizamin belli bir sure kendisini temizlemesi lazim. Fotograflari; Acmir, Puskar ve Jaipur ile ilgili yorumlarimi bir sonraki durakta ekleyecegim. Inanin bu kesmekesten sonra ne hal ne derman kaldi.

Jaipur - Racistan - Hindistan

Etiketler:

15 Ekim 2006

Udaipur

Muson Sarayi'ndan UdaipurUdaipur'da ikinci günüm. Udaipur, Bombay ile Delhi arasında kurulmuş orta ölçekli bir şehir. Göl kenarında olması ve ihtişamlı saray ve tapınakların varlığı sebebiyle mükemmel bir panaromaya sahip. Bunu (benim de yaptığım gibi) rehber kitaplardan okuyan bilimum Anglosakson genç şehri istila etmiş durumda. Daha önce, Abdulrezzak ile Muson Sarayi'ndaTunç isimli ünlü bir müzisyenden (Onno Tunç olabilir) başka bir Türk gelmemiş. Halk, geçimini turizmle sağlıyor. Yoldan geçen her turiste memleketini sorma bahanesiyle laf atıp, ardından satış mahaline çekmeye çalışmak adetten olmuş. Ancak, belli bir süreden sonra, bu davranış ızdırap vermeye başlıyor.
007 James Bond - Octopussy (Ahtapot) filmi Udaipur'da çekilmiş. Hemen hemen her otel akşamları bu filmi oynatıyor. Film ile ilgili olarak, her gün bu filmi izlemek zorunda kalan personele üzülmekten öte bir aksiyonum olmadı.
Şöför Abdülrezzak ile birlikte şehre hakim bir tepede konuçlandırılmış Muson Sarayı'na çıktık. Abdülrezzak, ismiyle müsemma, bir müslüman. Shilpgram - Gujaratli KadinMüslüman olduğumu duyunca çok sevindi, çeşitli sevgi gösterilerinde bulundu. İsmimi daha önce duymuş. Pakistan QTV televizyonunda bir şovmenin adı Cüneyt'miş. Kaynağı ne olursa olsun, ismimim yurtdışında ilk defa bir seferde anlaşılması, hatta önceden Dharohar - Racistanli Danscilarbiliniyor olması beni ayrıca memnun etti. Derhal kaynaştık.
Sarayın yanısıra Gujaratli muzisyenlerin gösteri yaptığı Shilpgram kasabasını görme şansım oldu. Akşam da Racistanlı dansçıların Dharohar adındaki nefis gösterisini izledim. Şehrin merkezindeki Sehir Sarayı'nı gezdikten sonra bir sonraki durak olan Jaipur'a devam etmeyi planlıyorum...

Udaipur - Racistan - Hindistan

Etiketler:

14 Ekim 2006

Bombay Foto

Bombay'dan ayrilip Udaipur'a geldim. Burasinin guzelliklerini anlatmadan once Bombay fotolari:


Udaipur - Racistan - Hindistan

Etiketler:

12 Ekim 2006

Gurbet ellerden ilk post

Yolculuk sonunda başladı. Heathrow aktarmalı uzun bir yolculuktan sonra Mumbai'ye vardım. Şu ana kadar verdiğiniz destek için tanıdık tanımadık hepinize tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Umuyorum yolculuğun keyfini bu site sayesinde hep beraber yaşarız.

Şehrin ismi 1996'da değiştirilmiş. Artık Bombay yerine eski ismi olan Mumbai kullanılıyor. İlk izlenimler şöyle:

Trafik: Fecaat! Şehir bir milyarlık Hindistan'ın en kalabalık yeri. Nüfus: 16.4 milyon. Doğal olarak bu insanlar yollara çıkınca İstanbul'a rahmet okutan bir görüntü ortaya çıkmış. Trafik teğet geçmek üzerine kurulu. Araç-araç, araç-insan, insan-insan fark etmiyor. Üç şeritli yolda 5-6 araç yanyana sürekli korna çalarak (bulunabilecek en tiz ve en rahatsızlık veren cinsinden) ilerlemeye çalışıyor. Yoğun trafikte mübalağasız 10 cm arayla ilerleniyor. Teğet konusunu daha rahat yaşamak isteyen sürücüler dikiz aynalarını yatayla 30-40 derece açı yapacak şekilde yukarı kaldırmak suretiyle alan daraltma yoluna gitmişler. Bu tip trigonometrik ayrintilarla uğraşmak istemeyen kimi sürücüler ise dikiz aynalarını komple söküp atmış! Aslına bakılırsa yadırganacak bir hareket değil. Nitekim, nasıl olsa 10 cm ötede her zaman bir araba var. Olur da varlığı unutulursa 3 sn arayla kornasına basarak mevcudiyetini beynimize kazıyor. Yakın çevrem bilir, buraya gelmeden önce babamın arabasıyla geri manevra yaparken sol dikiz aynasını yandaki araca taktırıp koparmış, gelirayak zarar ziyana yol açmıştım. Farkında olmadan Hindistan trafiğine hazırlık yaptığımı kim bilebilirdi.
İnsanlar: Her yerdeler ve çok fazlalar. Günün her saatinde cadde kenarı dahil olmak üzere yerde yatıp uyuyanından tutun, öylece dikilip etrafa bakınanına kadar her türlü işsiz güçsüz insana rastlamak mümkün. Ciddi bir işsizlik ve fakirlik söz konusu.
Giyim-kuşam: Gözümüzde canlanan rengarenk kadın elbiselerinin ancak Hint folklor ekipleri tarafından gösteriler esnasında giyildiğini düşünürdüm. Yanılmışım. Kadınların %90'ı gündelik yaşamda da bu elbiselerden giyiyor. 25 yaş altı kızların batılı tarzda giyinmelerine az da olsa rastlamak mümkün. Erkekler klasik Türk erkeğine yakın tarzda giyiniyor. Tek farkla: Altta sandalet var.

Şehrin görülesi yerlerini birkaç gün daha inceleyip kuzeye doğru çıkacağım. Hangi şehir olacağına henüz karar vermedim. (Birkac fotograf koymayi planliyordum, ancak bu internet cafenin upload hizi omre bedel. Bir dahaki sefere...)

Mumbai(Bombay) - Maharashtra - Hindistan

Etiketler: